Can Gezer
  12-10-2019 23:46:00

İstediğin Yüzyılın Kültürüsün

Bunu düşünüyorum günlerden bir gün.

Bu gün: popüler kültürden uzak, batı edebiyatının klasikleri arasında yaşayan Miguel de Cervantes’in dakikalarından.

Dikkatini ver, çok uzakta değil. Biliyorum ki biz insanlar, bazı insanlar içinde bulunduğu ‘Zaman’ının bayatlığında kendini avutmanın yollarını düşler.

Şu ‘zaman’ da olmalıydım dediklerimizden uzak, hayalin cilvesinde bir o kadar da dudak dudağayız.

Olmak istediğin zamandan bir parça yakala ve onu tüm hatlarınla düşle.

O kadar iyi hisset ki gerçek olduğuna ikna olana kadar devam et.

Bir kitabın kapağını arala ve sabret. İstediğini alana kadar bekle.

Bekle ki şikâyet ettiğin ‘zaman’dan kurtul.

21.yüzyıldan kaçmayı istediğini biliyorum. Bunu biliyorum çünkü bende kaçmak isteyenlerdenim.

Bundan bu kadar nasıl mı eminim?

Yalnız değilim.

Olmak istediğin zaman hep geçmiş?

Gelecekten geriye kaçmaya çalışan bu topluluk gittikçe cinnetin çanlarına rüzgâr olurken dizginlenmeyi beklemek için çok geç.

İtalyan ozanı Dante Alighieri ile araf’ı dolaşmak… bu zihnin gücüne dayalı bir kaçış, başarmak mümkün.

Kandırma değil bu olmak istediğin zaman, işte senin avuçlarının içinde olan bu kitap da.

Üşenme kaldır şu kapağı!

Hümanist düşüncelerin ve aynı zamanda Dante’yi kıskanan İtalyan şairi Francesco Petrarca’ın Canzoniere eserinde hayatının aşkı Laura’yı ölümsüzleştirdiği şiirlerinin tutkulu psikolojinde sone kültüründe nefes alıp vermek nasıl da güzel bir his.

Tanrım hâlâ kaldırmadın mı şu kapağı!

Tüm bunlar 1304 yılında yaşanırken bu güzelliklere sende katıl: hisset.

Olmak istediğin zamanı seç ve harekete geç.

Biliyorum şu içinde bulunduğumuz garip, gittikçe değersizleştiren bakışların işgalinde: sevgi, hoşgörü ve inanç paslı bir çivi ile gömülmüş durumda.

Bunun getirisi olan korku, başarılarımızı engellemekte.

Ve bu korku: güvensizliğin tohumu.

Nerede ve nasıl başarmak istiyorsan orada ol.

İster içinde bulunduğun sadece sosyal medyadan ibaret insanların dakikalarında kendini sudan kurtaran bir terrier ol.

Dilersen de politika biliminin kurucusu olan Niccolo Machiavelli’nin Prens adlı eserinde Roma sokaklarında bir balerin gibi gezebilirsin.

Yeter ki kaldır şu kapağı!

Bir şey ol… yeter ki.

Ve istersen! Geçmişte ya da içinde bulunduğun zamana ait olmayan hayali dünyanda keşfet.

Geçmiş, kayıp gittikçe değer kazanıyor ve atılan her adım boşa değil.

Oku ve düşle. Kendi değerinin farkına okuyarak, öğrenerek var.

Elbet seni kucaklamak isteyen bir dil bilimci Giacomo Leopard, oyun yazarı olan Luigi Pirandello vardır.

Ama yeter ki oku. ‘yeter ki’ nin benim gözümden, anlamının ‘kendin için’ olduğunu unutma.

Umut ederek ve gerçek olana kadar.

Karşısında oturmuş dinliyorum.

Kimi dinliyorsun?

16 yaylı dörtlüsüyle hayallerimi süsleyen Ludwig van Beethoven!

 

  Bu yazı 958 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI